SON DAKİKA

Güncel Haberlerin Noktası
11 Aralık 2024 - 15:11 'de eklendi ve 68 views kez görüntülendi.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Yirmi dokuz yaşında kadın

Ben uygulama da hesap açar açmaz, birçok erkek yazmaya başlamıştı zaten. Uygulama tam bir arkadaşlık uygulamasıydı. Erkeklerin yazdıkları uygunsuz mesajlara bakınca buranın tekin bir yer olmadığı her halinden belliydi.Bir süre bekledikten sonra eşimin telefonunda kayıtlı olan profilden mesaj geldi. Bana attığım mesajda

– Merhaba güzelim nasılsın yazıyordu.Profil resminde eşimin yüzünün yarısının gözüktüğü bir fotoğrafı vardı ve ismi gerçek isim değildi. Ben ilk başta cevap vermedim. Biraz bekleyip neler yazabileceğini görmek istedim. O an kendimi zor tutuyordum. Hemen arayıp yaptıklarını yüzüne söyleyip onu terk etmek istedim. Biraz bekleyince ikinci bir mesaj geldi. Yazdığı mesajda beni çok beğendiğimi, çok güzel olduğumu falan soruyordu.

Uygulamada ki bir özellik, konuştuğun kişinin size ne kadar yakında olduğunu falan gösteriyordu. Eşim bana 5 km yakınlıkta gözüküyordu. Anlaşılan iş yerinde de aynı şekilde buradan yazışmaya devam ediyordu.Cevap verip onunla konuşmak ve neler yapabileceğini görmek istedim. Beni aldatan eşime ilk mesajımı gönderdim

Eşimle arkadaşlık uygulamasında sohbet etmeye başlamıştık. Eşimin bu kadar sohbet ehli olduğunu ilk defa görüyordum. Benimle birkaç dakikadan fazla muhabbet etmeyen adam, arkadaşlık uygulamasında methiyeler diziyor, konuştukça konuşuyordu.

Eşim resmen beni benimle aldatıyordu. Eşimin bu aldatmada nereye kadar gidebileceğini görmem gerektiğini düşünerek onunla konuşmaya devam ettim. Profilimde ki resim türbanlı bir kadın resmiydi. Ben de normal hayatta zaten türban takıyordum. Resimden zaten kim olduğu çok bellide değildi.Eşim bir süre konuştuktan sonra benden fotoğraf göndermemi istedi, kendisi de ona güvenmem için kendi fotoğraflarından birkaç tane gönderdi. Ben de onunla konuşmaya devam etmek için yüzümün tam tanınmayacağına inandığım şekilde çektiğim birkaç fotoğrafımı ona gönderdim.

Gönderdiğim fotoğraflarda yüzümden daha çok vücudum ön plandaydı, eşimin tanıması da çok kolay değildi. Eşim beni her gün canlı olarak görmesine rağmen, bana söylemediği güzel sözleri hiç tanımadığını zannettiği birisi için söylüyordu.

Bu şekilde birkaç gün sohbet ettik. Eşim akşam eve geliyor, erkenden yatıyor benim uyuyacağım zaman da kalkıp benim uyuduğumu düşündükten sonra yine benimle sohbet etmeye başlıyordu.

Bazı zamanlar sohbet cinselliğe kadar ilerliyor, eşimden gerçekte görmediğim cilveleri sanal ortamda görüyordum. Bir gün eşim benimle buluşmak istediğini söyleyip beni bir yere davet etti. İlk başa tereddüt etsem de bu işin burada bitmesi gerektiğini düşünerek bunu kabul ettim.

Hafta sonu için Konya’nın en güzel yerine randevulaştık. O gün eşim bir arkadaşı ile işleri olduğunu söyleyip, en güzel kıyafetlerini giydi, tıraşını falan olduktan sonra evden çıktı. Ben de eşimden biraz sonra evden çıktım. Kararlıydım gidip her şeyi yüzüne söyleyecek ve bu evliliği burada bitirecektim.

Randevulaştığımız yere vardığımda eşim bir masada oturmuş, elinde bir gül ile bekliyordu. Evleneli beş yıl olmasında rağmen ilk defa eşimin elinde gül görüyordum. Nişanlılık dönemimizde bile bana gül almamıştı. Sinirden ellerim titriyordu. Hiç tereddüt etmeden direk yanına gittim. Beni görünce afalladı, birkaç şey söyleyip beni savuşturmaya çalışacak oldu. kararlıydım onu dinlemeye bile tahammülüm kalmamıştı. O uygulamada yazıştığı kızın ben olduğumu söyleyip, parmağımda ki yüzü suratına fırlatıp oradan ayrıldım ve hızlıca boşandık.

HİKAYE 2

Sesi Olmayan Kadın

Sema, 33 yaşında, iki çocuk annesi, sıradan bir ev kadınıydı. En azından dışarıdan bakanlar için böyleydi. Evdeki düzeni sağlıyor, yemek yapıyor, çocukların ödevlerini kontrol ediyor ve her sabah kocasını işe uğurluyordu. Dışarıdan bakıldığında, mutlu bir aile hayatı vardı. Ama içeride, o görünmeyen duvarların ardında, Sema’nın ruhu çırpınıyor, boğuluyordu.

Sessizliğin İlk Günleri

Evliliğinin ilk yıllarında, Sema ve Kemal birbirlerini çok severlerdi. Kemal ona sık sık “Sen benim dünyamsın,” derdi. Ama yıllar geçtikçe, bu sözler azaldı, yerini kısa, ilgisiz konuşmalar aldı. Kemal, iş hayatının stresiyle eve geldiğinde, artık sadece yorgun bir adamdı. Sema’nın bir sorunu olduğunda, ya da bir şeyler paylaşmak istediğinde, Kemal ya televizyonun sesini açar ya da konu değiştirirdi.

Bir gün Sema, cesaretini toplayıp Kemal’e “Artık benimle hiç konuşmuyorsun,” dedi. Kemal başını kaldırmadan, “Ne konuşalım Sema? Her şey aynı, ne var ki?” diye cevap verdi. O an Sema’nın içindeki bir şey koptu. Artık derdini anlatmaktan vazgeçti.

Kayıp Bir Hayat

Sema’nın tekdüze hayatı, sessiz bir çığlık gibiydi. Sabahları erken kalkıp kahvaltıyı hazırlar, çocukları okula gönderir, ardından tüm gün evi toparlardı. Öğleden sonra markete giderken komşularla karşılaşır, zoraki gülümsemelerle selamlaşırdı. Ama aslında hiçbir şeyden keyif almazdı.

Bir gün, eski bir kutu buldu dolabın içinde. Kutunun içinden, üniversite yıllarından kalma anıları çıktı. Defterler, fotoğraflar ve kurumuş çiçekler… O zamanlar, Sema edebiyat öğretmeni olmak istiyordu. Hayatı boyunca kitaplarla dolu bir dünyada yaşamayı hayal etmişti. Ama Kemal’le evlenince, ailesinin de baskısıyla, o hayalleri bir kenara bırakmak zorunda kalmıştı. Şimdi elindeki fotoğrafa baktı; o genç kız hâlâ gözlerinin içinde bir yerdeydi ama sesi yoktu artık.

Bir Kırılma Anı

Bir akşam, Kemal eve her zamanki gibi geç geldi. Çocuklar uyumuş, Sema ise masayı toplamıştı. Yemekleri ısıtıp sofraya koyarken, Kemal telefonuna gömülmüş halde oturuyordu. Sema bir an durdu ve kendi kendine düşündü: “Bu hayat ne zaman böyle oldu? Neden beni kimse duymuyor?”

O an, çocukken yazdığı bir şiir geldi aklına:
“Deniz kenarında bir taş,
Kimse kaldırmaz onu,
Ama o taş,
Bir dalganın hayalini kurar.”

Gözleri doldu. Artık hayatında bir şeylerin değişmesi gerektiğini hissediyordu. Ama bu nasıl olacaktı?

Yeniden Başlangıç

Ertesi sabah, çocukları okula gönderdikten sonra ilk kez kendisi için bir şey yaptı. Yıllardır ihmal ettiği bir defteri aldı ve yazmaya başladı. İlk başta parmakları titriyordu, ama sonra kelimeler bir nehir gibi akmaya başladı. Yazdıkça, içinde biriken tüm duygular döküldü; yalnızlık, hayal kırıklıkları, ama aynı zamanda umut…

Sema her gün yazmaya devam etti. Bunu Kemal’e ya da çocuklara söylemedi, çünkü bu, tamamen kendisi için yaptığı bir şeydi. Aylar sonra, yazdıkları bir hikâye haline geldi. Ve bir gün cesaretini toplayıp bu hikâyeyi bir yayınevine gönderdi.

Kemal’in Farkındalığı

Sema’nın hikâyesi yayımlandığında, ilk kitabı raflarda yerini aldı. Bu, onun için inanılmaz bir andı. Ama Kemal, bu başarıyı fark ettiğinde ilk tepkisi şaşkınlık oldu.
“Bunları sen mi yazdın?” diye sordu.

Sema, başını salladı. “Evet. Belki yıllardır söyleyemediğim her şeyi bu sayfalara döktüm.”

O an Kemal, eşine yıllardır ne kadar uzaklaştığını fark etti. Onu hep sıradan bir ev kadını olarak görmüştü; ama şimdi onun içinde ne kadar güçlü ve yaratıcı bir ruh olduğunu görüyordu.

Yeni Bir Hayat

Sema’nın hikâyesi, sadece onun değil, pek çok kadının duygularını yansıtıyordu. Kitabı çok satanlar listesine girdi. Ama onun için asıl önemli olan şey, artık kendini yeniden bulmuş olmasıydı. Kemal de onun bu değişimini gördükçe, eşine daha çok zaman ayırmaya, onu gerçekten dinlemeye başladı.

Sema, artık sadece bir anne ya da eş değil; aynı zamanda kendi hikâyesini yazan bir kadındı. Ve o hikâye, hiçbir zaman sıradan olmayacaktı.

Çünkü bazen, bir kadının sesi kaybolsa bile, onu bulmak için yeniden yazması gerekir.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA