Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
16:37 - Eşarp Bağlam Yöntemleri Nelerdir
16:24 - Fizik Tedavi Nedir
16:04 - Peynir Zehirler Mi
16:02 - Portakalın Faydaları
15:57 - Kahvenin Faydaları
15:52 - Çayın Faydaları
01:22 - Gizli Şekeriniz Olabilir! İnteraktif Öğren
00:53 - Burç Astroloji
22:31 - Victor Osimhen Kimdir
21:05 - Yunus Akgün Kimdir
Belirtileri Nelerdir? Akciğer kanserinin en sık rastlanan ilk işaretleri şunlardır: Dinmeyen veya zamanla şiddetlenen öksürük, öksürükle birlikte kan veya kanlı sümük gelmesi, derin nefes alırken, öksürürken veya gülerken artan göğüs sızısı, iştah kaybı, bitkinlik, yorgunluk hissi ve ani kilo kaybı, ses tonunda değişiklik veya kısılma, soluk alıp vermede güçlük, tekrarlayan veya geçmek bilmeyen bronşit ya da zatürre gibi akciğer enfeksiyonları. Akciğer kanseri vücudun diğer bölgelerine sıçradığında ise şu tür belirtiler ortaya çıkabilir: Özellikle sırt veya kalça bölgesinde hissedilen kemik ağrıları, beyin veya omuriliğe yayılması durumunda baş ağrısı, güçsüzlük, hissizlik, sersemlik, denge sorunları ve nöbetler, karaciğere yayılması halinde ciltte ve gözlerde sararma (sarılık), deri altında veya lenf düğümlerinde yüzeye yakın hissedilen şişlikler. Tanı Süreci Nasıl İşler? Akciğerde kitle şüphesi olan hastalarda ilk adım genellikle düz akciğer röntgeni çekilmesidir. Ardından, elde edilen görüntüler doğrultusunda bilgisayarlı tomografi (BT) ile daha detaylı üç boyutlu görüntüler alınarak kitleye ulaşım yolu belirlenir. Tanı için genellikle biyopsi adı verilen bir işlemle kitleden örnek alınır. Bu işlem, BT rehberliğinde bir iğne yardımıyla veya bronkoskopi denilen ince, esnek bir tüple akciğere ulaşarak gerçekleştirilir. Gerekli görülmesi halinde farklı görüntüleme yöntemlerine de başvurulabilir. Tedavi Yaklaşımları Nelerdir? Her hastanın tedavi planı kendine özgüdür ve hastalığın konumu, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunları gibi pek çok faktör bu kararı etkiler. Disiplinlerarası bir yaklaşımla yürütülen tedaviler; cerrahi müdahale, hedefe yönelik ilaçlar, radyoterapi ve kemoterapi gibi çeşitli seçenekleri içerebilir. Akciğer Kanseri Türleri Nelerdir? Akciğer kanserlerinin çoğu, bronşları saran zardan (plevra) köken alır. Bronşlar, soluk borumuzdan (trakea) ayrılan hava kanallarıdır. Akciğer kanseri, bronş zarının altındaki bezlerde ve sıklıkla akciğerlerin dış kısımlarında da gelişebilir. Bu tümörler, büyüme ve yayılma biçimleri farklılık gösteren iki ana gruba ayrılır: küçük hücreli akciğer kanseri ve küçük hücreli olmayan akciğer kanseri. Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri, çok daha yaygın görülür ve genellikle küçük hücreli akciğer kanserine göre daha yavaş ilerler ve yayılır. Küçük hücreli akciğer kanseri ise tüm akciğer kanserlerinin yaklaşık %15’ini oluşturur ve oldukça hızlı büyüyüp erken evrede vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Akciğer Kanseri Belirtileri Nelerdir? Akciğer kanserinin belirti ve semptomları genellikle hastalık ilerlediğinde belirginleşir. Ancak bazı kişilerde erken evrede şu tür işaretler görülebilir: Geçmeyen öksürük, ses kısıklığı, balgamda veya öksürükle atılan kan, genel halsizlik, hırıltılı solunum, tekrarlayan veya iyileşmeyen enfeksiyonlar, öksürme veya kahkaha atma sırasında şiddetlenen göğüs ağrısı. İlerleyen akciğer kanserinde ise öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, aşırı yorgunluk ve/veya istemsiz kilo kaybı gibi semptomlar ortaya çıkabilir. Kanser başka organlara yayıldığında kemik ağrısı, baş ağrısı, kas güçsüzlüğü ve/veya göz kapağı düşüklüğü gibi belirtiler de görülebilir. Akciğer Kanseri Tanısı ve Yönetimi Nasıl Yapılır? Akciğer kanseri şüphesi genellikle göğüs görüntülemelerinde anormal bir bulgu saptanmasıyla veya hastalığın öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, yorgunluk ve/veya kilo kaybı gibi belirgin semptomlara yol açmasıyla ortaya çıkar. Kesin tanı için biyopsi, yani şüpheli kitleden hücre veya doku örneği alınması gereklidir. Biyopsiler, soluk borusundan bir kamera yardımıyla (bronkoskopi) veya ciltten akciğer tümörüne ince bir iğne sokularak yapılabilir. Bu yöntemler yetersiz kalırsa, tanı için cerrahi müdahale gerekebilir. Biyopsi, kanserin varlığını ve tipini belirlemede kritik öneme sahiptir. Akciğer Kanseri Taraması: Akciğer kanseri taraması, hastalığı erken evrede yakalamak amacıyla, kanser belirtisi olmayan ancak akciğer kanseri geliştirme riski yüksek olan sağlıklı bireylere düşük doz göğüs BT görüntülemesi yapılmasını içerir. Yüksek kalitede uygulandığında bu taramanın, akciğer kanserinden kaynaklanan ölümleri anlamlı ölçüde azalttığı gösterilmiştir. Akciğer Kanseri Tedavisi Nasıl Şekillenir? Hastanın genel sağlık durumu, tümörün cinsi ve yayılım derecesi gibi pek çok faktör bir araya getirilerek, her bireye özel en uygun tedavi stratejisi oluşturulur. Akciğer kanseri tedavisi karmaşık bir süreçtir. Hücre tipi ve kanserin evresi, hastanın yaşam süresini önemli ölçüde etkiler. Erken evrede teşhis edilen kanserler tedavi edilebilme potansiyeline sahipken, maalesef çoğu vakada hastalık göğüs boşluğunun dışına veya lenf düğümlerine yayıldıktan sonra fark edilir. Ayrıca, akciğerlerin hassas yapısı nedeniyle bazı tedavi yöntemleri kolaylıkla tolere edilemeyebilir. Tüm bu nedenler, akciğer kanserinin en düşük sağkalım oranlarına sahip kanser türlerinden biri olmasının nedenlerini açıklar. Akciğer kanseri tanısı alan bireylerin ortalama iki yıllık sağkalım oranı %25 iken, bu oran beş yıl sonra %15’e düşmektedir. Akciğer kanseri tedavisinin hedeflerini doktorunuzla detaylı bir şekilde konuşmak önemlidir. Bazı tedaviler kanseri kontrol altına almak için uygulanırken, diğerleri yaşam kalitesini artırmaya veya semptomları hafifletmeye yöneliktir. Bu tedaviler tek başına veya çeşitli kombinasyonlar halinde kullanılabilir. Kemoterapi ve Hedefe Yönelik Tedaviler: Kemoterapi, kanser hücreleri gibi hızlı çoğalan hücreleri yok etmek amacıyla geliştirilmiş ilaçların kullanılmasıdır. Bu ilaçlar doğrudan damar yoluyla veya ağızdan hap şeklinde alınabilir. Hedefe yönelik ilaçlar ise kanser hücrelerindeki veya tümörü destekleyen kan damarları gibi dokulardaki spesifik zayıflıklara odaklanarak etki gösteren daha yeni bir ilaç grubudur. Kemoterapi hem sağlıklı hem de kanserli hücreleri etkileyebilir. Doktorlar, kanseri etkili bir şekilde tedavi ederken yan etkileri en aza indirmeye çalışacaklardır. Yan etkiler, kullanılan ilacın türüne ve dozuna bağlı olarak kişiden kişiye değişebilir ve genellikle geçicidir. Kemoterapinin sık görülen yan etkileri arasında mide bulantısı ve kusma, yorgunluk, saç dökülmesi ve ağız yaraları yer alır. Doktorunuz, bu yan etkileri yönetilebilir hale getirmenin ve tedavi sürecinde veya sonrasında ortaya çıkabilecek belirtileri hafifletmenin yollarını önerecektir. Radyasyon Tedavisi: Radyasyon tedavisi, kanser hücrelerini öldüren yüksek enerjili X ışınlarının kullanılmasıdır. Birincil tedavi yöntemi olarak veya kemoterapi ile birlikte (ameliyatla veya ameliyatsız) uygulanabilir. İleri evre kanser hastalarında ağrıyı azaltma, solunum yollarındaki tıkanıklığı giderme, nefes darlığı ve öksürüğü hafifletme gibi önemli rolleri olabilir. Radyasyon tedavisi “odaklanmış” bir tedavidir, yani sağlıklı hücrelere verilen zararı en aza indirirken kanser hücreleri üzerindeki etkisini en üst düzeye çıkarmak için tasarlanmıştır. Akciğer kanseri tedavisinde radyasyon genellikle bir cihazdan (dışsal radyasyon) uygulanır. Bazı durumlarda ise radyoaktif bir kaynak doğrudan tümörün yakınına yerleştirilen tüpler aracılığıyla (içsel radyasyon) verilebilir. Radyasyon tedavisinin yan etkileri temel olarak tedavi edilen vücut bölgesine ve uygulanan doza bağlıdır. Göğüse uygulanan radyasyonun yaygın yan etkileri arasında kuru boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, yorgunluk, tedavi bölgesinde cilt değişiklikleri ve iştahsızlık bulunur. Radyasyon terapisinde özel bir yenilik alanı, bazen “radyocerrahi” olarak adlandırılan yüksek teknolojili bir yaklaşımdır. Küçük tümörleri olan ancak ameliyatı uygun olmayan veya riskli olan seçilmiş hastalarda radyocerrahi etkili bir alternatif olabilir. Bu yöntemde sadece küçük akciğer tümörlerine çok yüksek dozlarda hassas odaklanmış radyasyon uygulanır. Cerrahi Müdahale: Cerrahi, erken evre akciğer kanserinin tedavisinde hala “altın standart” olarak kabul edilmektedir. Tümörü ve çevresindeki akciğer dokusunu çıkarmak, hastalığı yayılmamış olanlar için en iyi tedavi şansını sunar. Cerrahi işlemler, akciğer kanseri ve diğer göğüs malignitelerinin tedavisinde uzmanlaşmış göğüs cerrahları tarafından yapılmalıdır. Cerrahınız, tümörün çıkarılabilir olup olmadığını değerlendirecektir. Bazı tümörler, hayati organlara yakınlığı veya onları istila etmesi nedeniyle çıkarılamaz. Birden fazla sağlık sorunu olan veya akciğer fonksiyonları zayıf olan hastalarda cerrahi en iyi seçenek olmayabilir. Bu tür durumlarda multidisipliner bir yaklaşım esastır. Akciğer Kanserini Tedavi Etmek İçin Hangi Cerrahi Yöntemler Kullanılır? Ne kadar akciğer dokusunun çıkarılacağı ve hangi cerrahi yaklaşımın benimseneceği, tümörün akciğerdeki konumuna, büyüklüğüne, hastanın vücut yapısına/ağırlığına ve geçirdiği önceki göğüs ameliyatlarına bağlıdır. Rezeksiyon için minimal invaziv yöntemler öncelikli olarak düşünülür. Deneyimli göğüs cerrahları rutin olarak video yardımlı torasik cerrahi (VATS), VATS lobektomi ve robotik cerrahi uygulayabilirler. Akciğer kanserinin cerrahi rezeksiyonu genellikle şu şekillerde yapılır: Sınırlı rezeksiyon: Akciğerin sadece küçük bir bölümünün çıkarıldığı operasyona segmental rezeksiyon veya kama rezeksiyonu denir. Lobektomi: Akciğerler sağda üç, solda iki lobdan oluşur. Bu lobların çıkarılması işlemine lobektomi denir ve akciğer kanseri için en sık uygulanan ameliyat türüdür. Pnömonektomi: Tüm akciğerin çıkarılması işlemine pnömonektomi adı verilir. Göğüs cerrahisi sonrası iyileşme süreci, cerrahinin kapsamına, minimal invaziv yöntemlerle yapılıp yapılmamasına ve hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna bağlıdır. Birçok hasta ameliyattan sonraki üç ila dört gün içinde taburcu olabilir. Minimal invaziv cerrahi geçiren hastalar genellikle ameliyattan üç hafta sonra işlerine dönebilirler. Ağrı Yönetimi: Ağrı, kanser tedavisi gören hastalar için önemli bir sorun teşkil edebilir. Çeşitli tedaviler ve kanserin kendisi ağrıya neden olabilir. Etkili ağrı yönetimi, hastanın yaşam kalitesini korumaya veya iyileştirmeye yardımcı olur ve ağrıya bağlı depresyon riskini azaltır. Sigarayı Bırakma: Sigara içmek akciğer kanserinin en önemli nedenlerinden biridir, ancak sigarayı bırakmak uzun süreli tiryakiler için zorlu bir süreç olabilir. Sigara alışkanlıkları kişiden kişiye farklılık gösterdiği için, bırakmak için tek bir “en iyi” yöntem yoktur. En başarılı sigara bırakma programları, sigara içenlere birden fazla yöntemi bir arada sunar.