Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
16:37 - Eşarp Bağlam Yöntemleri Nelerdir
16:24 - Fizik Tedavi Nedir
16:04 - Peynir Zehirler Mi
16:02 - Portakalın Faydaları
15:57 - Kahvenin Faydaları
15:52 - Çayın Faydaları
01:22 - Gizli Şekeriniz Olabilir! İnteraktif Öğren
00:53 - Burç Astroloji
22:31 - Victor Osimhen Kimdir
21:05 - Yunus Akgün Kimdir
İTÜ’den Korkutan Marmara Depremi Raporu: Enerjinin %88’i Hala Boşalmadı!
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (MATAM), 23 Nisan 2025’te Marmara Denizi’nde meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depreme ilişkin ön raporunu yayımladı. Rapora göre, bu depremlerle birlikte biriken enerjinin yalnızca %12’si serbest kaldı, geriye kalan %88’lik büyük bir kısmın hala tehlike oluşturduğu belirtildi. Ayrıca, depremde kaydedilen en yüksek yer ivmesinin İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde ölçüldüğü vurgulandı.
Bu ön rapor, İTÜ Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Kumral koordinasyonunda, Prof. Dr. Cenk Yaltırak, Prof. Dr. Seda Yolsal Çevikbilen, Doç. Dr. Tuna Eken, Prof. Dr. Hülya Kurt, Doç. Dr. Beyza Taşkın ve Dr. Murat Şahin’in katkılarıyla hazırlandı. Raporun başlığı, “23 Nisan 2025 Orta Marmara Sırtı Depremi (Mw 6,2: 12.49 – 26 km Silivri Güneyi)” olarak duyuruldu.
Depremin Detayları ve Artçı Sarsıntılar
Raporda, depremin Marmara Denizi’nin ortasında, Orta Marmara Sırtı üzerinde, yaklaşık 13 kilometre derinlikte gerçekleştiği ve sarsıntının yaklaşık 13 saniye sürdüğü bilgisi paylaşıldı. Bu deprem, 26 Eylül 2019’daki 5.8 büyüklüğündeki Silivri depreminin ortalama 5 kilometre güneyinde meydana geldi. Ana şokun ardından bölge, artçı depremlerle sarsılmaya devam etti; 25 Nisan itibarıyla 291’den fazla artçı şok kaydedildi. Bu artçılar, yaklaşık 40 kilometre uzunluğa ve 12 kilometre genişliğe sahip bir alanda, ana fayın kuzey kesiminde yoğunlaşırken, bazıları 30 kilometre derinliğe kadar indi.
Biriken Enerji Tehlike Sinyali Veriyor
Raporda, depremin meydana geldiği bölgenin, 1766 yılında büyük bir sarsıntı üreten Doğu Sırt Kuzey Segmenti (Kumburgaz Fayı) ile Silivri Sırt Güney Sınır Fayı arasında yer aldığı belirtildi. 2019 Silivri depremlerinden sonra bölgede gözlemlenen gerilim değişimleri ile bu son depremin konumu arasında bir örtüşme olduğu vurgulandı. Uzmanlar, 259 yıldır biriken enerjinin sadece yüzde 12’sinin serbest kaldığını, geri kalan büyük kısmın hala aktif bir tehlike oluşturduğunu ifade etti. Kumburgaz Fayı üzerine yapılan analizler, 1766’dan beri biriken 3,7 metrelik gerilimin bu son depremle sadece 0,3 metresinin boşaldığını gösteriyor.
Küçükçekmece’de En Yüksek İvme Değeri Ölçüldü
Ön rapora göre, ana şok yaklaşık 20 kilometre uzunluğunda ve 12 kilometre genişliğindeki bir alanda meydana gelirken, yer kabuğunda 30 santimetrelik bir kayma gözlemlendi. Ulusal ve uluslararası sismoloji merkezleri, bu depremin sağ yanal doğrultulu bir faylanma ile oluştuğunu belirtti.
Uzman akademisyenler tarafından hazırlanan değerlendirme raporunda, depreme ait ivme verilerine de yer verildi. Marmara Bölgesi genelinde toplanan verilere göre, sarsıntının en yüksek ivme değeri İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde kaydedildi. Bu değeri Eyüp, Marmara Ereğlisi ve Avcılar ilçeleri takip etti. Merkez üssünden yaklaşık 200 kilometre çapındaki bir bölgede yapılan ölçümlerde, en yüksek yer ivmesi İstanbul Küçükçekmece’de kuzey-güney doğrultusunda 0,2 g olarak saptandı. Diğer önemli ölçümler ise Sazlıbosna Barajı’nda 0,16 g, Marmara Ereğlisi kıyısında 0,1 g ve Arnavutköy’de 0,1 g olarak tespit edildi. Rapor, bu ivme değerlerinin sadece uzaklıkla açıklanamayacağını, zemin yapısı, topoğrafya ve jeolojik özelliklerin de etkili olduğunu ortaya koydu ve daha güncel dinamik azaltım modellerine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
İTÜ’den Korkutan Marmara Depremi Raporu: Büyük Bölüm Hala Kırılmadı, 7.8 Potansiyeli Bilimsel Bir Gerçek!
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (MATAM) tarafından hazırlanan ön rapor, 23 Nisan 2025’teki 6.2 büyüklüğündeki Orta Marmara Sırtı depreminin ardındaki tehlikeyi gözler önüne serdi. Rapora göre, ana şok ve artçı depremlerin belirli bir fay düzlemiyle sınırlı kaldığı ancak gerilimin daha çok Orta Marmara Çukuru yönünde yoğunlaştığı tespit edildi.
Kumburgaz Fayının Büyük Bölümü Henüz Harekete Geçmedi
Marmara Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cenk Yaltırak, depremin Marmara Denizi’ndeki Kumburgaz segmentinin sadece 20 kilometrelik kısmında meydana geldiğini açıkladı. Segmentin toplam uzunluğunun 80 kilometre olduğunu belirten Yaltırak, “Fayın yalnızca küçük bölümünde yaklaşık 30 santimetrelik bir hareket yaşandı. Halbuki aynı bölgede 3,7 metrelik bir gerilim birikmiş durumda. Bu, büyük depremin habercisi değil ama ‘Stres boşaldı.’ demek de yanlış. Fayın büyük kısmı hala yerinde duruyor” ifadelerini kullandı.
Aynı Anda Kırılan Üç Farklı Fay ve Zincirleme Senaryoları
Prof. Yaltırak, tarihsel verilerle artık çoklu fay kırılmalarının daha net anlaşıldığını belirtti. 1999 İzmit depremini örnek göstererek, “Tek bir deprem değil, üç ayrı fayın aynı anda kırılmasıyla oluşan bir dizi deprem yaşadık. İlk büyüklük ölçümleri 7,4’tü ama moment hesapları 7,5’i buldu. Üstelik o gün Düzce kırılmadı, o da bir ay sonra kırıldı. Eğer aynı gün kırılmış olsaydı, bugün yaşadığımız yıkım çok daha büyük olurdu” dedi. Bu tür ardışık kırılma senaryolarının 2023 Kahramanmaraş depremlerinde de gözlemlendiğini hatırlatan Yaltırak, Türkiye’deki büyük depremlerin genellikle zincirleme şekilde gerçekleştiğini ve bunun etkilerini artırdığını vurguladı. Farklı fay segmentlerinin peş peşe kırıldığı senaryonun “en kötü senaryo” olarak değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
7.8 Potansiyeli “Bilimsel Bir Ölçüm”
Prof. Dr. Yaltırak, Marmara Denizi için sıkça dile getirilen 7.8 büyüklüğündeki olası depremin, korku yaratma amacı taşımadığını, tamamen bilimsel ve mühendislik hesaplarına dayandığını belirtti. Bu büyüklükteki bir depremin keyfi olarak öne sürülmediğini vurgulayan Yaltırak, “Bu sayı, bilimsel olarak yapılmış doktora çalışmalarıyla, moment hesaplarıyla, fay uzunluklarıyla hesaplandı. Yani bu rakamın arkasında ciddi bir akademik emek, yüzlerce uzmanın çalışması var. Mühendis olarak görevimiz, toplumun karşı karşıya kalabileceği en büyük riski tanımlamaktır” diye konuştu.
Depreme karşı alınacak önlemlerin hayati önem taşıdığını vurgulayan Yaltırak, bir benzetmeyle durumu açıkladı: “Bir kova düşünün, dört gözlü. Bu kovanın içi doluysa, dört parça da bir anda boşalabilir. Ya hepsi boşalırsa, biz ona göre önlem almazsak ne olur? Bir segment kırılırsa 7,1 olur, diğeri de kırılırsa 7,4, üçü kırılırsa 7,6, dördü kırılırsa 7,8. Eğer siz 7,1’e göre şehirlerinizi tasarlarsanız, 7,8 olursa ölürsünüz ama 7,8’e göre hazırlarsanız, 7,1 olursa bir şey olmaz. Bu kadar basit. Toplumun bunu anlaması lazım.”
“İnsanlar Duymak İstediğini Dinliyor”
Depremler konusunda toplumda birçok yanlış algının olduğunu ifade eden Yaltırak, kendilerinin bilimsel verilerle doğru bilgiyi sunmaya çalıştıklarını dile getirdi.