SON DAKİKA

Güncel Haberlerin Noktası
19 Mayıs 2025 - 11:17 'de eklendi ve 3 views kez görüntülendi.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Barış müzakereleri riskli bir noktada mı?

Adalet ve Kalkınma Partisi Sözcüsü Ömer Çelik, “terörden arınmış Türkiye” hedefine yönelik sürece ilişkin olarak, “Bu konu siyasi sabotaj riskine açık bir alan. Birkaç farklı sabotaj zemini mevcut, hassasiyet göstermek gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Terör yapılanması PKK’nın kendini feshetme ve silahlı eylemlerini sonlandırma kararı almasının ardından, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten dikkat çekici beyanlar geldi.

Habertürk’teki canlı yayında konuşan Çelik, “terörsüz Türkiye” sürecini ele alırken önemli noktalara değindi.

ÇELİK’TEN SABOTAJ RİSKİ İKAZI

Çelik, eski vesayet odaklarının kullandığı bir ifadeye atıfta bulunarak, “‘Bu mesele siyaset üstüdür’ ya da ‘Siyaset dışıdır’ gibi ifadeler kullanırlardı” dedi ve ekledi: “Bu konuları hükümetin dışında tutulması gereken meseleler olarak lanse ederlerdi. Demokrasiyi zedelemeyi amaçlayan bu tür yaklaşımlarla ilgili iki konuyu çok duymuştum; biri Kürt meselesi, diğeri Kıbrıs meselesi. Hatta buna bir de Irak’taki Türkmen politikası eklenirdi. ‘Siyaset üstü’ veya ‘siyaset dışı’ şeklinde kodlanan bu yaklaşım, siyasi hurafenin ortadan kaldırılmasıdır. Bazı konular ‘yüksek siyaset’ kapsamında değerlendirilebilir, bazıları ‘güncel siyaset’ olabilir, ancak her şey siyaset alanının içindedir. AK Parti’nin bu konuya mesafeli olduğu iddiasını çürüten bir gerçek var. ‘Yumuşak güç’ unsurlarının kullanılması zaten AK Parti’nin siyasetinin bir parçasıdır. Zamanlama, dil kullanımı ve sürecin ritmi konularında tecrübeye sahibiz.”

Çelik ayrıca şunları belirtti: “Bu konuya hangi uluslararası güçlerin, ne zaman ve ne şekilde müdahale edebileceğini, karşımızdaki yapının bunu nasıl farklı yönlere çekebileceğini gözlemliyoruz. Bu mesele, her zaman üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir konudur; Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi, siyasi sabotaja açık bir meseledir. Dikkatli hareket etmek şarttır. Burada birden fazla sabotaj alanı mevcut, bunlardan biri de dil meselesidir.”

“BAZI GÜÇLERİN DEVREYE GİRDİĞİNİ BİLİYORUZ”

Çelik açıklamasının devamında, “Birçok yasal ya da yasa dışı yapının. Bazı devletlerin doğrudan veya dolaylı olarak (vekilleri aracılığıyla) bu süreçleri sabote etmek istediğini biliyoruz. Yakın zamanda bir kişi yakaladık. DEAŞ’ın ortaya çıktığı dönemde… Bu kişi 3-5 yıl PKK içinde yer almış, sonra DEAŞ’a geçmiş. Aynı zamanda bir Avrupa devletinin istihbarat teşkilatı tarafından yönlendiriliyor. Bu örnek de gösteriyor ki, Türkiye’nin sadece iç dinamiklerini güçlendirmesi açısından değil, bölge için ilham verici bir model oluşturması bakımından da bu sürecin ritmi ve performansı önemlidir. Bunu istemeyen birtakım güçlerin devreye girdiğini biliyoruz. Ortadoğu’nun kendine özgü dinamikleri mevcut. Türkiye ile son yıllarda doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınanların, bu tür unsurları kullandığını biliyoruz” dedi.

“SİLAH BIRAKMA DEĞİL SİLAHLARI TESLİM ETME” ANLAMINA GELİYOR

Çelik konuya açıklık getirerek şunları ifade etti: “Silah bırakma meselesi, pasifize olma, ‘duraklatma’ gibi yorumlanabilir. Bunun dünyada farklı örnekleri de olmuştur. Ancak bu durum, söz konusu silahların devredilmesi, teslim edilmesi anlamını taşımaktadır. Buradaki esas konu, örgütün kendini tasfiye etmesi ve envanterindeki tüm silahları teslim etmesidir. PKK’nın içeride ve dışarıdaki tüm şube ve uzantılarıyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi Avrupa dahil olmak üzere, Türkiye aleyhine faaliyet gösteren bu yapıların faaliyetlerine son vermesi ve Türkiye lehine bir tutum sergilemesi gerektiğini Sayın Cumhurbaşkanımız dile getirmiştir. Terörün finansmanı konusu gündemde önemli bir yere sahiptir. AİHM’nin Batasuna ile ilgili aldığı karar, bu konuda kapsamlı bir emsal teşkil etmektedir.”

Sürecin temel amacı, PKK’nın tüm şubeleri ve uzantılarıyla; yani Avrupa, Irak, Suriye, İran’daki PEJAK dahil olmak üzere silahlarını teslim etmesidir. Irak’taki durumun farklı, Suriye’deki durumun farklı olduğunu belirten Çelik, Bağdat, Erbil, Süleymaniye’de ele alınacak konuların olduğunu söyledi. Suriye özelinde, her bir grubun (SDG yapılanmasını kastederek) silahlarını oradaki yönetime (Suriye ordusuna) teslim etmesi gerektiğini, sonrasında ise Suriye içinde siyasi parti kurarak siyasi faaliyetlerine devam edebileceklerini, ancak Türkiye’ye düşmanlık yapmadıkları sürece bunun mümkün olacağını vurguladı. Bölgedeki model farklılıklarının gözetilmesi gerektiğini ifade etti.

“LOZAN’I TÜRKİYE’NİN KAZANIMI VE TAPUSU OLARAK GÖRÜYORUZ”

Terör örgütünün açıklamasında yer alan ve tartışmalara neden olan Lozan yorumları hakkında da konuşan Çelik, “Özerklik, federasyon gibi konuların gündeme getirildiğini görüyoruz. Defalarca altını çizdik, bu meseleye tek millet, tek vatan, tek devlet, tek bayrak ilkeleri doğrultusunda yaklaşıyoruz. Meselenin koordinatlarını netleştirmek adına tüm açıklamalarımızı yaptık. ‘PKK bildirisinde şu şu unsurlar var’ deniyor. Burada meşru devletin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediklerine bakmak esastır. Biz, terör örgütünün kendini feshetmesini ve silahlarını devretmesini konuşuyoruz. Her sene Lozan Antlaşması’nın yıldönümünde Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklamalara bakılsın. AK Parti’nin bu konularla ilgili görüşünü net bir şekilde ortaya koyuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın Lozan’ın her yıldönümünde yaptığı açıklamalar ortadadır. Biz Lozan’ı, Türkiye’nin elde ettiği bir kazanım ve vatanımızın tapusu olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA