Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
16:37 - Eşarp Bağlam Yöntemleri Nelerdir
16:24 - Fizik Tedavi Nedir
16:04 - Peynir Zehirler Mi
16:02 - Portakalın Faydaları
15:57 - Kahvenin Faydaları
15:52 - Çayın Faydaları
01:22 - Gizli Şekeriniz Olabilir! İnteraktif Öğren
00:53 - Burç Astroloji
22:31 - Victor Osimhen Kimdir
21:05 - Yunus Akgün Kimdir
Maskelerin Düşüşü ve Küllerinden Doğan Yeni Bir Hayat
Geçmişin Kanlı Hesaplaşması
Yaka kartında Kemal ismini gördüğüm doktor, sarsıldığı sandalyeden yavaşça doğrulurken gözlerindeki keder, yerini fırtına öncesi sessizliği andıran keskin bir öfkeye bıraktı. “Sen…” dedi Kemal Bey, sesi bir cellat hükmü kadar soğuktu. “Senin o kirli yüzünü bir kez daha göreceğimi asla ummazdım.” Burak, kapı eşiğinde bir korkak gibi büzülürken cılız bir sesle kendini savunmaya çalıştı. Ancak Kemal Bey’in acı dolu kahkahası sözünü kesti: “Beş yıl önce şirketimin içini boşaltıp, annen can çekişirken bizi enkaz altında bırakıp kaçışını mı açıklayacaksın? Yoksa bugün, bu masum kadını ve kendi kanından olan bebeği aynı gaddarlıkla ölüme terk edişini mi?”
Kurgulanmış Bir Hayatın Enkazı
Duyduklarım, ruhumda fizyolojik sancılarımdan daha ağır bir sarsıntı yarattı. Burak, benim tanıdığım o özgür ruhlu adam değil; öz annesinin katili, ailesinin hırsızı ve hayatını sahtekarlık üzerine inşa etmiş bir zavallıydı. Karşıma dürüst ama şanssız biri gibi çıkıp, benim emeğimi ve gençliğimi bir sülük gibi emmişti. Şimdi ise geçirdiği kazayı ve sözde vicdan azabını bahane ederek “bir şans daha” dileniyordu. “Yalan söylüyorsun!” diye haykırdım. Bu ses, aylardır içimde biriken tüm aşağılanmışlığın ve annelik güdüsünün patlamasıydı. “Sen bizi o karanlık evde, sadece kendi konforun için terk ettin. Başına gelenler vicdanının değil, kaderinin bir cezasıdır!”
Yeni Bir Umudun Doğuşu
Bebeğimin büyükbabası Kemal Bey, bana doğru döndüğünde bakışlarında bir evlat acısının tortusunu ama aynı zamanda yeni bulduğu bir hazinenin ışıltısını gördüm. Koridorda yankılanan “Güvenlik!” emri, bir devrin kapanışının ilanıydı. Burak, kendi babasının hastanesinden bir yabancı gibi sürüklenerek çıkarılırken, bağırışları koridorun derinliklerinde kayboldu. O an içimdeki son sevgi kırıntısı da o gürültüyle birlikte yok olup gitti; geriye sadece muazzam bir hafiflik kaldı.
Kimsesizliğin Sonu
Oda yeniden huzurlu sessizliğine büründüğünde, oğlum minicik elleriyle önlüğümü kavradı; sanki “Artık güvendeyiz” der gibiydi. Kemal Bey, yatağımın kenarına ilişip titreyen elleriyle torununun saçlarını okşadı. “Yıllar önce bir evlat kaybetmiştim,” dedi, sesi hem yorgun hem de kararlıydı. “Onu karanlığa kaptırdım. Ama bugün hem bir torun hem de senin gibi onurlu, savaşçı bir evlat kazandım.” Gözlerimin içine bakarak verdiği o söz, ömrümce beklediğim limandı: “Eğer kabul edersen, artık hiçbir fırtınada yalnız yürümeyeceksiniz.”
Kucağımdaki cennet kokusuna ve bana uzanan o şefkatli ele baktım. Karanlık tünel bitmiş, güneş ilk kez odamın içine doğmuştu. İlk defa, sadece hayatta kalmak için değil, gerçekten yaşamak için derin bir nefes aldım.